Her ne kadar gizem perdesi arkasina saklanilmaya çalisilsa da teorik olarak büyünün nasil etki gösterdigini açiklamak mümkündür.

Insanin sahip oldugu enerji alani yani aura dis uyaranlara karsi çok hassas ve korunmasizdir. Saglikli bir insanda pozitif ve negatif enerji oranlari hemen hemen birbirine yakindir. Her iki enerjiden birindeki anormal artis ya da düsüs hastaliga yol açar ve/ya fiziksel bedende olusan bir hasar enerji dengesizligine neden olur. Bu, ilahi bir dengedir ve sanilanin aksine sadece negatifin artmasi degil pozitif enerjideki artis da oldukça tehlikeli sonuçlar dogurur.

Iste büyü enerji alani üzerinde bu tarz bir dengesizlige neden olur. Sahip olunan enerjinin bir insandan baska bir insana transfer edilmesi ve/ya enerjinin absorbe edilmesi (emilmesi) mümkündür.

Büyücü, yapacagi büyünün türüne göre, ya kurbanina yogun bir negatif enerji yollar ya da kiside hali hazirda bulunan enerjiyi adeta çalarak ayni sekilde büyünün tesir etmesini saglar.

Vücutta yedi ayri çakra vardir ve her biri vücudumuzun ayri bölgeleri üzerinde etkilidir. Büyünün türüne göre, onunla alakali çakra merkezine enerji gönderilir ve/ya o merkezde bulunan enerji bosaltilir.

Büyücü, büyüyü yaparken isin bu teorik kisimlarini genellikle hesaba katmaz, çogu büyücü enerji alanlarinin varligindan dahi haberdar degildir ancak uygulanan yöntemler sonucu ortaya çikan etki ancak aurik bedeni etkilemektedir.

Bugün modern tip tarafindan da kabul edilmis ve serbestçe uygulanmakta olan akupunktur, bedendeki enerji noktalarinin uyarilmasi ve birçok fiziksel hastaligin çözüme kavusturulmasi esasina dayanmaktadir.

Bu gerçek, enerji alanindaki degisimin fiziksel beden üzerinde de dogrudan etki edecegini tüm çiplakligi ile göstermektedir. Büyünün etkisi de her ne kadar ruhsal planda olsa da ortaya çikan enerji dengesizligi kendisine büyü yapilan kisinin fiziksel olarak da zarar görmesine neden olur.

Büyünün etki süresi yapilan büyünün türüne ve büyüyü yapan kisinin bu konudaki yetenegi ile alakali olsa bile insan vücudu kendi kendisini tamir edebilme özelligine sahiptir. Nasil yanan derinin yerine belli bir süre sonra yenisi çikiyorsa, hasar gören aurik beden de savunmaya geçer ve hasari düzeltmek için ugrasir. Ancak bu kendiliginden tedavi süresi ortalama 40 – 45 gün sürebilmektedir.

Bu verilere dayanarak rahatlikla söyleyebiliriz ki, hemen hemen her büyü 40 – 45 gün içerisinde etkisini tümüyle yitirecektir. Ancak büyü ile ugrasan en amatör kisiler bu gerçegin farkindadirlar ve büyü henüz etkisini yitirmeden büyüyü tazelerler.

Bu konuda belirtilmesi gereken bir diger önemli gerçek ise yapilan büyüler tekrar edildikçe aurik bedenin direncinin çökmesi ve kendini düzeltme özelligini git gide kaybetmesidir.

Örnegin ilk kez büyü saldirisina ugrayan bir kisi bu etkiden 40 – 45 gün içerisinde kurtulurken, 4. ya da 5. kez büyünün kurbani olan insanlar 90 günden önce bu etkiden siyrilmayi basaramamaktadir.

Büyünün insan hayati üzerindeki bu olumsuz etkilerinden kurtulmak için büyünün mutlaka bozulmasi gerekir.

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Düşüncelerinizi Paylaşmaktan Çekinmeyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.